Subscribe RSS

"DİNİ" Kategorisi Arşivi

EVLİLİKTE MUTLULUĞUN ONBEŞ KURALI Kas 10

Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyurmaktadır. “…Onlar (kadınlarınız) sizin için birer elbise, siz de onlar (erkekleriniz) için birer elbisesiniz…”[13] Bu ayette çok veciz bir ifade kullanılmakta ve bizlere çok önemli bir teşbih yapılmaktadır. Nasıl ki,elbise ve örtü insanı soğuktan ve sıcaktan korursa, kusurlarını örterse, aile yuvasında bulunan eşler de birbirlerini kusurlarını örten ve birbirlerini gözeten bir yaşam sergilemelidir.
KURALLARA GELİNCE ÖNCE GELİNLERE
SEVGİLİ GELİN HANIMLAR!…
1. Beyine hoşlanacağı isim ve sıfatlarla hitap et!
2. Onun sevdiği yemekleri güzel yap ki, evini özlesin.
3. Beyin evden çıkarken onu uğurla; akşam döndüğünde güler yüzle karşıla!
4. En çok güzel görünmen gereken kişinin beyin olduğunu bil!
5. İffetini ve hayanı muhafaza et. En güzel elbisenin takva elbisesi olduğunu unutma; her işimizi murakabe eden Allah(celle celalüh)’ı düşün!
6. Sevgini beyinle ve çocuklarınla paylaş. Evinin direği ol! Beyin evde olmadığı zaman gözü arkada kalmasın.
7. Beyine her fırsatta teşekkür etmeyi unutma! Gücü yetmeyeceği külfetin altına sokma, başkalarına da şikayet etme!
8. Beyini işlerini makam ve mevkisini bil! Sevincini ve üzüntüsünü paylaş!
9. Beyinin izni olmadan ve onun müsaade etmeyeceği yerlere gitme!
10. Tutumlu ol! Müsrif olma. Zor zamanlarda da isyan etme!
11. Temiz ve tertipli ol. Beyinin elbiseleri de temiz ve ütülü olsun.
12. Beyinin akrabalarına ve onun sevdiklerine yedirip içirmekten kaçınma. Onlara güzel davran!
13. Kayınvalideni tecrübeli bir anne olarak sev ve say ki, beyin üzülmesin.
14. Annenin evine gereksiz ve aşırı gitme ki, evdeki işlerin aksamasın.
15. Çocuklarını hayırlı bir evlat olarak yetiştirmeye gayret et ki, millet de sizi hayırla yad etsin.

SEVGİLİ DAMAT BEYLER!…
1. Evinden çıkarken hanımına Allah(celle celalüh)’a ısmarladık diyerek çık. Onun gönlünü hoş tut!
2. Pencerelerden yolunu gözletme, vakitlice evine gel!
3. Dışarıda yediğinden içtiğinden evine de getir!
4. Hanımının kusurlarını başkalarına anlatma!..
5. Evini harçlıksız bırakma, onları kimseye muhtaç etme!
6. İş hayatının sıkıntılarını eve yansıtma! Evde sevinç olsun.
7. Düğüne yada gezmeye gittiğinde mümkünse hanımını da götür!
8. Evine geldiğinde selamla ve güler yüzle gir ki, ev halkı senin geldiğine sevinsin.
9. Evini Kuran’sız, kitapsız ve namazsız bırakma! Sabah namazına kalktığında ev halkını da kaldır ki, rahmet ve bereket gün boyu sizinle olsun.
10. Gayretli ol, kıskanç ol! Ancak tecessüs etme, su-i zan ile hareket etme! Ayıp ve kusur araştırmakla meşgul olma!
11. İnsaflı ol; hanımının gücünün yetmeyeceği işleri ondan bekleme. Gerekirse ona yardım et.
12. Kararlarında hanımınla da istişare etmeyi unutma!
13. Beklenmedik anlarda sürpriz hediyelerle gönül almasını bil!
14. Dünya evine girmek, dünyaya dalmak olmamalı; Ahiretini unutma! Din, vatan ve insanlık için çalışmayı terk etme!
15. Şunu bil ki, az olan helal kazanç, çok olan haram kazançtan hayırlıdır. Haram lokma yeme, hanımına ve çocuklarına da yedirme!alıntıdır

RÜZGÂR NE KADAR ÖZÜR DİLESE DE;

DAL KIRILMIŞTIR BİR KERE…SÖZÜNDE OLDUĞU GİBİ KIRILACAK FAZLA DALINIZ YOK BİR DALINIZ VAR O DA EŞİNİZ

Ömrünüz her iki dünyada da saadet ve huzurlu olsun allaha emanet olunuz

Kategori: DİNİ  | Bir Yorum
KARŞILIKSIZ SEVMEK Kas 04

Sevgi, dünyaya gelen her varlıkta en esaslı bir unsur, en parlak bir nur, en büyük bir kuvvettir. Ve bu kuvvetin yeryüzünde yenemeyeceği hiçbir hasım yoktur.

İnsanlara yaptığın işleri onların sana yapmalalrını arzu ettiğin şekilde yap. Çünki kendin için sevdiğin bir şeyi başkaları içinde sevmedikçe imanın kamil olmaz. “İMAM-I GAZALİ

Sevgi öyle bir duygudur ki, verdikçe artar, paylaşıldıkça büyür. Ama aptallıkta aynen öyledir; verdikçe artar, paylaşıldıkça büyür. Üstelik sevgi ile aptallık arasındaki ilişki sadece ikisinin de paylaşıldıkça artmasında, verdikçe büyümesinde değildir. İkisinin arasında çok daha derin, çok daha anlamlı bir ilişki daha var ; Sevgi akılla birleşmediği zaman, derhal aptallığa dönüşebilir.
Benim mutluluk reçetem “insanları seveceksin” ilkesidir.
İnsanları seveceksiniz ama karşılıksız seveceksiniz.
Çünkü insanoğlu vefasızdır.
Çünkü siz insanları severken, onlar size her türlü kötülüğü kalleşliği yapabilir.
hem de hemen bugün, bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbürgün, ama bir gün mutlaka, hem de çok yakında.
İşte bu nedenle insanları karşılıksız seveceksiniz.
Ancak böyle hem güçlü, hem sevgi dolu ve bu nedenle de mutlu olabilirsiniz.
İnsanları karşılıksız sevmek, ancak güçlü kişilerin marifetidir.
İnsanların hem iyi hem kötü niteliklerini dikkate almadan onları koşulsuz severseniz, yaralanmanız kaçınılmaz olur.
Sevginize karşılık beklerseniz gücünüzü yitirirsiniz!
Başkalarına, hem de sevdiklerinize, yani sizi kırabilecek, sizi incitebilecek kişilere bağımlı olursunuz.
Peki karşılık bekleyerek sevmek aptallık da, kerşılık beklemeden sevmek daha büyük bir aptallık değil mi?
Hem duyguların en güzeli olan sevgini vereceksin, hem de karşılık beklemeyeceksin, bu aptallık değilde nedir? diye düşünüyor olabilirsiniz.
Sevgiye karşılık beklememek aptallık değil!
Neden sevgiden yanayız?
Mutluluk için, yani kendimiz için.
Karşılık beklediğiniz anda, bu güzelliği, bu yüceliği, bu tadı, başkalarının iznine ve acımasızlığına, yani başkalarının denetimine terk etmiş olmuyor muyuz?
Sevgi ile aptallığı birbirinden ayıran en ince çizgi; akıldır.
Sevgi ancak akıl ile buluştuğu zaman bir anlam kazanıyor.
Ve akıllı sevgi karşılıksızdır.

ALINTI
ÖZNUR

Kategori: DİNİ  | Etiketler: ,  | 8 Yorum
AHİRET GÜNÜNE İNANMAK NE DEMEKTİR. Kas 02

AHİRET GÜNÜNE İNANMAK NE DEMEKTİR.
İmanın şartlarından beşincisi “Ahiret Güüne İnanmak”tır. İnsanların ve diğer canlıların bir sonu olduğu gibi üzerinde yaşadığımız dünyanında bir gün sonu gelecektir.Allah’ın takdir ettiği zaman gelince görevli melek İsrafil, “Sur” denilen bir şeye üfleyecek ve bundan çıkacak çok müthiş bir sesin tesiri ile ( Allah’ın diledikleri dışında ) bütün canlılar ölecek, yer ve göklerin düzenibozularak kainat yeni bir şekil alacaktır.
Kıyamet denilen bu olaydan bir süre geçtilken sonra Allah’ın emri ile İsrafil , “Sur’a “ ikinci defa üfleyecek ve bütün insanlar yeniden dirilerek “Mahşer” denilen toplanma yerine çağrılacaktır.Burada herkes Allah’ın huzuruna çıkarılacak ve dünyada yaptıklarından sorguya çekilecektir.”Kiramen Katibin” melekleri tarafından iyilik ve kötülüklerin yazıldığı “Amel defteri” insanın eline verilecek ve herkes dünyada yaptıklarını amel defterinde görüp okuyacaktır.
Dünyada gizli ve açık işlenen bütün suçlar ortaya çıkarılacak, iyilik ve kötülükler çok hassas olan adalet terazisinde tartılacak ve insan dünyada yaptıklarının karşılığını görecektir.
İnsan, dünyada ne ekmiş ise ahirette onu biçecek,İlahi adalet yerini bulacak ve hiç kimse haksızlığa uğratılmayacaktır.
Sevgili Peygamberimiz şöyle haber veriyor:
“Kıyamet gününde insan dört şeyde sorguya çekilmedikçe Allah’ın huzurundan ayrılamaz”
- Ömrünü nerede geçirdiğinden,
- Vücudunu nerede yıprattığından,
- Malını nereden kazanıp nereye harcadığından,
- Bildiği ile ne amel ettiginden
Bu zeniden diriliş ile başlayan ve sosuza kadar devam edecek olan zaman “Ahiret Günü” denir. İşte, bütün insanların öldükten sonra yeniden dirilmesine ve ondan sonra devam edecek olan sonsuz hayata inanmak, imanın en önemli esaslarından biridir.
ÖLÜM
Her insanın dünyada yaşayacağı belirli bir süre vardır.Bu süre bitince insan ölür.İnsan, beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır.Bedenimize canlılık ve hareket veren ruhtur.Allah’ın taktir ettiği zaman gelince ruh bedenden ayrılır.Ruhun beden azrılması olayına “ölüm” denir. Ölüm, her insan için takdir edilmiştir.bundan kurtuluş yoktur.
Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildiriliyor:
“Her canlı ölümü tadacaktır.” (Al-i imran suresi,185 )
“Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir.” ( Nisa suresi, 78 )
Ölüm yok olmak değildir.Geçici olan dünya hayatından sonsuz olan ahiret hayatına geçiştir. Allah’a karşı görevini yapanlar için ölüm, daha yüksek hayata kavuşmak için açılan bir kapıdır.
KABİR
İnsanın ölümünden, kıyamey günü yeniden dirilmesine kadar geçecek olan zamana “kabir hayatı”; bu zaman içinde bulunacağı yere de “kabir” denir. İnsan ölünce bedeni çürür, toprağa karışır,fakat bedenden ayrılan ruhu ölmez.İnsan kabire konulunca münker ve nekir adındaki melekler tararafından sorguya çekilir.Sorulara doğru cevap verenler için kabir,bir istirahat yeri; cevap veremeyenler için ise azap yeri olacaktır.
Peyganberimiz (s.a.s ) Efendimiz kabrin durumu şöyle açıklıyor:
“Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.”
Kabir, Allah’a karşı görevlerini yapan, insanlara iyilikte bulunan kimselerin istirhat edeceği bir cennet bahçesi; görevünü yapamayanların azap görecegi bir cehennem çukuru olacaktır.
KIYAMET
Daha öncede belirttiğimiz gibi, Allah’ın taktir ettiği zaman gelince, dört büyük meleklerden biri olan İsrafil’in “Sur” denilen bir vasıtya üflemesi ile çok korkunç bir ses meydana gelecek, bu sesin etkisi ile bütün canlılar ölecek, kainatta önemli değişiklikler olacaktır.
Şöyle ki :
Gökler yarılacak, dünyamızı aydınlatan güneş dürülüp ışığını kaybedecek,doğuşu ile gökyüzünü süsleyen, gecelerimizi aydınlatan ay tutulacak ve güneş ile birleşecektir.
Gökyüzünde pasrıl-parıl parlayan yıldızlar sönecek ve dolu taneleri gibi dökülecek, yeryüzü dehşetli bir depremle sarsılacak, denizler kaynaşacak, dağlar yerinden koparılıp pamuk gibi atılacak, kısaca: Kainatın bugünkü düzeni bozulacak yer ve gökler başka şekil alacaktır.
İşte bu olaya Kıyamet denilmektedir.Kıyametin ne zaman meydana geleceğini yalnız Allah bilir.

Kategori: DİNİ  | Bir Yorum
KİME TABİ OLMUŞUZ Kas 01


İSLAMI SEÇİP YAŞAYANLARA DA HZ. MUHAMMED ÖNDERLİĞİNDE ÇAĞIRILACAK ŞÜPHESİZ BUNUN KANITI AŞAĞIDAKİ AYETTİR

İmam “kendisine tabi olunan kimse” demektir

: “Biz o kıyamet günü bütün insanları imamlarıyla (önderleriyle) beraber çağırırız” (İsra/71) Bu ayetin tefsirini yaparken Kurtubi şunları nakletmektedir: “İmam, kendisine tabi olunan kişidir Kıyamet günü şöyle denecektir: İbrahim’e (AS) tabi olanları getirin Musa’ya (AS) tabi olanları getirin Şeytana tabi olanları getirin” Hz Ali (RA) ise, herkesin yaşadığı devirde tabi olduğu imam ve önderleriyle birlikte hesap yerine getirileceğini söylemiştir (el-Cami)

ALLAH ve RASÜL”ÜNDEN BAŞKA ÖNDERLERİ OLANLARIN,KUR”ANLA BİRLİKTE BAŞKA DİNAMİKLERE BAŞVURANLARIN, MÜSLÜMAN ADINDAN BAŞKA İSİMLERE İHTİYAÇ DUYANLARIN, ALLAH”TAN BAŞKALARINI DA HOŞNUT ETME GAYRETİNE DÜŞENLERİN, KISACASI ALLAH”A KULLUK ETMEKTEN BAŞKA KULLARA DA HEVESLENENLERİN, ALINLARINA YAZILMIŞ KİMLİKLERİ OLSA BİLE, ONLAR”ALLAH”IN DİNİNİN” TABİLERİ DEĞİLLERDİR.
NEYE YÖNELMİŞ,NEYE GÜVENMİŞ VE NEYE DAYANMIŞLARSA ONUN DİNİNE TABİ OLMUŞLARDIR”…

BEN ÖZNUR HEPİMİZİN ÖNDERİ HZ. MUHAMMED (sav)OLSUN İNŞAALLAH …UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR.BEN ÇOK BEĞENDİM VE SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM…SAYGILAR…

Kategori: DİNİ  | Etiketler: ,  | 4 Yorum
İslami Aşk Nedir? Eki 27

Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı zaman ki teslimiyetidir.Hz. Eyyub’un hastalığa karşı sabrıdır, zaferidir. 

Hz. Davud ’un sesidir, eliyle demire şekil vermesidir.

.

 

Hz. Davud ’un sesidir, eliyle demire şekil vermesidir.

Hz. isa’nın kokusunu bile hissettiği Son Peygamber’i müjdelemesidir.

Hz. MUHAMMED’in ALLAH’a olan teslimiyetidir. 

Hz. Ebubekir’in sadakatidir

Hz. Ebubekir’in sadakatidir

Hz. Ali’nin cesaretidir, ilmidir 

Yunus Emrenin cenneti istemeyip ALLAH’a
“Bana Seni gerek Seni” demesidir. 

Bülbülün güle ötüşü, ölen sahibin başında bekleyen attır aşk. 

Kur’an-ı Kerim okununca anlamasan bile onu kalbinde hissetmektir.

Hz. Hüseyin’in haksızlığa karşı yürümesidir, şehadetidir.

 

Çöllere düşen Mecnun’un gözlerinin dağlanmasıdır.

 

Ezan-ı MUHAMMED-i okununca felaha, kurtuluşa koşmaktır.

 

Gönülden gelen bir Kelime-i şehadettir.

ALLAH ve Rasulünün adı anılınca gözyaşı dökmektir. 

İSLAM’ı doya doya yaşamaktır. 

Ve Aşk;

İSLAM’ı doya doya yaşamaktır.

Ve Aşk;

 

Sadece kuru bi sevgi ya da sonu belli bir macera değildir.
CANAN la bir CAN olmaktır, onu her gün daha fazla sevmektir,
ALLAH için sevmektir…

Kategori: DİNİ  | 4 Yorum
SÜTÇÜ İMAM BUGÜN YAŞASAYDI NE YAPARDI? Eki 21

 Tesettürlüyüm Çünkü;
Yüce Rabbim emretmiş.
o, bu dedi diye vazgeçecek kadar basit olsaydı başımda taşımaya utanırdım.
elhamdülillah gururla taşıyorum…

 

Kategori: DİNİ  | 20 Yorum
Hayat kumaş gibi değil ki, düzeltilsin ya da tekrar dokunsun! Eki 18

Ünlü bir dokumacının özenle dokuyup sattığı bir top kumaşta bir kusur görülür
ve dokumacıya iade edilerek bedeli geri istenir

Dokumacı parayı verir fakat iki
damla yaş süzülür yanaklarından
sorarlar:

Niçin ağlıyorsun? Kumaşı verdik diye bu kadar üzüleceksen alıp gidebiliriz

Paranda sende kalır

dokumacı cevap verir:

Hayır kumaş için ağlamıyorum

Onun bir kusuru görüldü ve geri çevrildi Fakat, ya ömür boyu yaptıklarım

Allah’a arz olunduğunda böyle bir kusur yüzünden geri çevrilecek olursa, halim nice olur benim? Bir an bunu düşündüm de
ondan ağladım

 

Kategori: DİNİ  | Etiketler:  | 10 Yorum
SOFRA DUASI Eki 16

 

Sofra duasında geçen”allah halil ibrahim bereketi versin” sözü nerden kalmış öğrenmek istermisiniz buyurun o zaman okuyun

 

 

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış…

Büyüğü Halil… Küçüğü ise İbrâhim…

Halil; evli, çocuklu. İbrahim ise bekârmış…

Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin…

Ne mahsul çıkarsa, ikiye pay ederlermiş… Bununla geçinip giderlermiş…

Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar… İş kalmış taşımaya…

Halil, bir teklif yapmış :
- İbrahim! Kardeşim, ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
- Peki abi demiş İbrahim…

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye… O gidince, düşünmüş İbrahim:

- Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine. Böyle demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine…

Az sonra Halil çıkagelmiş.
- Haydi İbrahim, önce sen doldur da taşı buydayları  ambara demiş
- Peki abi..!

 

 

İbrahim, kendi payından bir çuval doldurup düşmüş yola…
O gidince, Halil’i düşünmüş: Demiş ki:

- Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.

Böyle düşünerek, Kendi payından atmış onunkine birkaç kürek…

Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atmış diğerine.
Bu, böyle sürüp gitmiş…

Ama birbirlerinden habersizlermiş.
Nihayet akşam olmuş. Karanlık basmış.
Görmüşler ki, bitmiyor buğdaylar.
Hatta azalmıyor bile…

Hak Tela bu hali çok beğenmiş.
Buğdaylarına bir bereket vermiş, bir bereket vermiş ki…

Günlerce taşımış iki kardeş, bitirememişler.
Şaşmışlar bu işe…
Aksine çoğalmış buğdayları.
Dolmuş taşmış ambarları.

Bugün “Bereket” denilince, bu kardeşler akla gelir.
Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir…anladınız mı ?

İşte insan kardeşi hakkında böyle güzel düşünürse Allah onların rızklarını artırır

 Bütün Müslümanlar kardeştir değil mi ?Allah öyle emrediyor hayır diyemezsiniz, o zaman bu gelir dağılımı dengesizliği neden acaba yorumlarınızı bekliyorum

 

Kategori: DİNİ  | 9 Yorum
ALLAH VARMI DİYENLERE Eki 15

Adamın biri her zaman yaptığı gibi sac ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden ALLAH ile ilgili konular acildi…Berber:
—   Bak adamım, ben senin söylediğin varlığına inanmıyorum.
Adam:
—Peki, neden böyle diyorsun?
Berber:

—Bunu açıklamak çok kolaydır. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen söyler misin, eğer ALLAH var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu? Terkedilmiş çocuklar olur muydu? ALLAH olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. ALLAH olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum…

Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber isini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tras olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkânına geri döndü.

Adam:

—Biliyor musun ne var, bence berber diye bir şey yok

Berber:

 

Adam:—Hayır, yok. Çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı adamlar olmazdı.

Berber:
— Himmm… Berber diye bir şey var ama o insanlar bana gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?”
Adam:

—Kesinlikle doğru! Püf noktası bu! ALLAH var ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!”

Kategori: DİNİ  | Etiketler:  | 11 Yorum
CEHENNEME GİTMEK İÇİN KAÇ PARA LAZIM Eki 12

Cennet Bedava-Cehennem Parayla

“Bugün ölsem nereye giderim” diye her mü’minin muhasebe yapması gerekir. Hayatın akışına baktığımızda mü’minlerin böyle bir muhasebeye yanaşmadığını görüyoruz. Müslümanlar öyle acaibleşti ki, sormayın gitsin. Ne bu hâl, insan anlamakta güçlük çekiyor.
İnanmış insan Cehenneme girmemek için nasıl yaşaması gerekiyorsa öyle bir çizgi takip etmesi gerekir. Canını ve malını Cehenneme girmemek için kullanır. Olması gereken budur. Böyle olması gerekirken bugün bunun tam aksi oluyor. İnsanlar Cehennem’e girmek için canını ve malını veriyor. Para veriyor Cehennem’e girmek için.

Cennet bedava. Cehennem parayla ve ücreti de çok pahalı. Cennet’e girmek için bir tek kuruş ödenmiyor Nasıl mı?

* Namaz kaç para? Namaz kılmak için para ödemiyorsunuz.

* Abdest kaç para? Abdest aldığınız için sizden para isteyen yok.

* Şehadet kaç para? Şehadet getiriyorsunuz diye ücret ödemiyorsnuz.

* Namuslu yaşamak kaç para?

* Kur’an okumak kaç para?

* Terbiyeli olmak kaç para?

* Şerefli yaşamak kaç para?

* Günahtan korunmak kaç para?

Bu özelliklere sahip olmak için hiçbir ücret ödemiyorsunuz. Lâkin…

* Namussuzluk para? Para ödeyerek şunları yapabilirsiniz.

* Kumar para

* İçki para

* Zina para

* Şerefsizlik para

* Haramların hepsi para…

* Cehenneme giden bütün yollar parayla…

Birileri parayla Cehennemi kucaklıyor da, bedava Cennet’e gelmiyor. Cennet’e Cehennem’e inanan kişi hiç böyle hareket edebilir mi? Akıllı ve imanlı ise etmesi düşünülemez bile.

İslâm’ın şartları olduğu gibi Cehennem’e girmenin de şartları var. Cehennem’e girmenin şartlarına bakın:

Cehennem’e girmek için:

* İnkârcı olacaksın.

* Kur’ân-ı Kerîm’i beğenmeyeceksin.

* Dinin emirlerine karşı geleceksin.

* Allah’ın emirlerini yaşamaya değer görmeyeceksin.

* Bu asırda Kur’ân-ı Kerîm bizi idare edemez, diyeceksin.

* İçki, kumar, zina, hırsızlık, hortumculuk günah değil diyeceksin.

* Fâiz alıp-vereceksin.

* Rüşvet alıp-vereceksin.

* Yalan, dedi-kodu, gıybet, iftira, dalga, dubara ile sarmaş dolaş olacaksın.

* Haram-helâl tanımayacaksın.

* İnsanları aldatacaksın.

* Namaz, oruç, zekât gibi ibâdetlerin semtine bile uğramayacaksın.

* Yetim malını zimmetine geçireceksin.

* Eline geçen imkânları ve fırsatları har vurup harman savuracaksın; yani israf edeceksin.

* Kul hakkını zimmetine geçireceksin. Bu hakla ahirete göçeceksin.

* Konuştuğun zaman yalan söyliyeceksin. Vaad ettiğin zaman yerine getirmiyeceksin. Sana emanet edilene ihanet edeceksin.

* Karının, kızının, oğlunun derbeder yaşantısına göz yumacaksın.

* Menfaatin için mukaddesatını ve mukaddeslerini satacaksın.

* Kendin ve aile efradın için Müslümanca yaşanacak bir ortam oluşturmayacaksın.

* Neslin bozulmasına zemin hazırlayacaksın.

Bunların yapılmadığı bir istisna var mı? Ey Müslüman ALLAH akibetimizi hayr eylesin

Kategori: DİNİ  | 15 Yorum