Gökçebeye bağlı Hacımusa Beldesinde 19/10/2009 tarihinde sabah ezanına yakın saatlarde üçevlar mahallesinde Fahriye ÇİLOĞLU nun tek başına yaşadığı evde sebebi henüz bilinemeyen bir yangın meydana geldi akşamdan oğlu ismet çiloğlunun yanına giden fahriye abla ALLAH tan evde yokmuş yoksa kurtulması çok zordu sabahın ilk saatlerinde uykunun da bastırması sonucu ALLAH korusun yanabilirdi,köy imamı olarak bana saat:06 10 da İlyas Kurtoğlu haber verdi cami hoporlerinden anons yapıp itfaiyeye haber verildi önce Gökçebey den itfaiye geldi yeterli olmayınca Devrek ve Bakacakkadı belediyesinede haber verilerek üç itfaiye tarafından yangın söndürüldü,site yönetimi adına kendisine geçmiş olsun diyoruz





" hacımusa belediyesi " Etiketinin Arşivi
1987 DE HAC GÖREVİNİ YAPAN HASAN KARAKAYA HOCAMIZ ORALARI ÖZLEMİŞ OLACAKKİ EŞİYLE BİRLİKTE 03/07/2009 TARİHİNDE UMRE ZİYARETİ İÇİN YOLA ÇIKTI ,EVET KİM ÖZLEMEZKİ İNSAN SEVDİĞİ ŞEYLERİ,SEVDİĞİ YERLERİN ÖZLEMİNİ ÇEKER ,
HACCA VE UMREYE GİDEN KARDEŞLERİMİZE ALLAH TEKRARINI NASİP ETSİN ,GİDEMEYENLEREDE EN KISA ZAMANDA ŞARTLARINI YERİNE GETİRİP MADDİ VE MANEVİ FIRSATLARA KAVUŞMAYI NASİP EYLESİN
Sonra “ Bu yolculuk sıradan bir yolculuk değil, zira Efendimiz AS “Hacılar ve Umreciler Allahın seçkin (özel) misafirleridir, onlar dua ederler Allah kabul eder, onlar isterler Allah verir” buyurmaktadır. Dolayısıyla bu yolculuk Alemlerin Rabbine misafir olma lutfu bahşedilen ulvi bir yolculuk. Yine Efendimiz AS “Kim vefatımdan sonra kabrimi ziyaret ederse beni sağlığımda iken ziyaret etmiş gibi olur, Şefaatim O’na vacip olur” buyurmak suretiyle bu yolculuğun önemine işarat etmişlerdir
bizde kendisinden hocamızın bizler içinde dua etmesini .ve selamlarımızı Peygamber efendimize ulaştırmasını tabep ettik ,
Allah hocamıza usulune uygun bir umre yapmayı sağlık sıhhat içinde gidip gelmeyi nasip
Nasıl bir dünya da yaşıyoruz yaaaa…
Yaşanmış bir öykü…
Bir genç cumartesi gecesi bir partiye gidiyor.
Çok eğleniyor, birkaç bira içiyor
Partiden tanıştığı bir kız ondan çok etkilenmiş görünüyor ve onu başka bir partiye davet ediyor
Hemen kabul ediyor ve diğer partinin gerçekleştiği yerde birkaç bira daha içiyor ve daha sonra anlaşıldığı üzere birileri buna uyuşturucu veriyor
(hangi uyuşturucu olduğu blinmiyor).
Daha sonra bu genç uyandığında içi buzla doldurulmuş bir küvette Çırılçıplak olduğunu anlıyor.
Hala içkinin etkisinde olduğunu hissediyor ve etrafına baktığında yalnız olduğunu anlıyor, etrafına bakıyor göğsünde rujla yazılmış bir kâğıt olduğunu fark ediyor
Kâğıtta şöYLE yazıyor:’112′yi ara yoksa öleceksin!’.
Küvetin yakınında bir telefon görüyor ve hemen 112′yi arıyor
Ama nerede olduğunu, ne içtiğini, kimlerle olduğunu bilmediğini söylüyor
Operatör hemen ona küvetten çıkmasını ve bir aynanın karşısına geçmesini söylüyor
Genç, göğsünde hiçbir anormallik görmüyor ama Operatör sırtına bakmasını söyleyince, sırtında 2 tane büyük yarık olduğunu fark ediyor.
Bunun üzerine operatör, onun tekrar buz dolu küvete dönmesini ve orada ambulansı beklemesini söylüyor
Hastanede yapılan incelemeden sonra, onun 2 Böbreğinin çalınmış olduğu anlaşılıyor Her bir böbrek karaborsada 10.000 Dolar ediyor
( gencin bundan haberi yok tabii ).
Daha sonra anlaşıldığına göre:
2. parti tamamen sahte, bu işe karışan insanların çok iyi tıbbi bilgileri var ve verilen uyuşturucu eğlence amacını içermiyor
Şu anda bu genç hastanede, onu yaşamda tutan bir alete bağlanmış durumda ve hala dokularına uygun bir böbrek bekliyor
Mafya profesyonellerle çalışıyor
Büyük şehirlerde aktif durumda çok böyle grup olduğu biliniyor
New Orleans, New York ve bir söylentiye göre İstanbul ve Ankara’da da faaliyet gösteriyor
Bu mafya çok iyi örgütlenmiş ve finanse edilmiş.
112 bu suçu artık tanıdığından dolayı, kişileri hemen aynaya yönlendirerek, olayın boyutunu anlamaya çalışıyor
Lütfen bu hikâyeyi tanıdığınız herkese anlatınız
bu herkesin başına gelebilir
Hukuk Fakültesinde okuyan bir arkadaşımdan dün bir Çay muhabbeti
esnasında bunu dinledim
Sultanahmet civarında bir çay bahçesinde oturuyormuş Bir çay söylemiş.
Yan masaya iki adam oturmuş ve onlar da çay söylemişler
Çaylar gelmiş, çayı 2 adama uzatan garsona, adamlar ‘yok’ demişler, ‘delikanlıya ver’, daha önce geldi kendisi’
Delikanlıyla ‘yok, siz için’ vs. gibisinden ufak Şakalaşmalar olmuş
Çaylar yudumlanırken 2 adam yemekte oldukları Bisküvilerden delikanlıya uzatıp ‘buyurun, alın’demişler
Delikanlı da kıramamış ve birkaç tane alıp yemiş.
Daha sonra otobüsüne binmek için oradan kalkmış
Otobüse bineceği sırada uykusu gelmeye başlamış, etrafına baktığında çay bahçesindeki adamların kendisini izlediğini fark etmiş ve telaşa kapılmış
Çoğu kimsenin bildiği, Hukuk Fakültesi öğretimüyelerinden birinin de anlattığı bir 911 vakası aklına gelmiş: ( Böbrekleri çalınan birisi ).
Her neyse…
Hemen kendisini alması için arkadaşına telefon etmiş.
Arkadaşı gelmiş ve hastaneye gitmişler.
Doktorun sözleri: Eğer eve gitmiş olsaydın bir daha uyanamazdın.
Çünkü sana verilen uyku ilacı dozajı öldürücü düzeyde!’
Bence mümkün olduğu kadar forward edelim!!!!
Psk. Emel Kalınkılıç NOT: Kendinizi, sevdiklerinizi, yakınlarınızı düşünün!
Olacak şey değil demeyin… !!! Bilgilerinize. .. Okuyun ve tanıdıklarınıza da anlatın.
YER ISTANBUL….
Bir genç deniz kenarında, bankta yorgunluğunu atmak için oturmaktadır.
Bir müddet tek başına oturduktan sonra 20–22 yaslarında baksa bir genç yanına gelerek bankın diğer ucuna oturur. 2-3 dakika sonra bu gencin arkadaşları olduğu anlaşılan iki akranı daha gelir ellerinde 3 bardak çayla…
Gençler birer bardak kendileri alırlar ve 3.bardağı daha önceden gelip oturmakta olan diğer arkadaşlarına ikram ederler.. Fakat yoğun ısrarlara rağmen arkadaşlarına çayı sevmediğini zaten bildiklerini, bu yüzden de o çayı boşa aldıklarını söyleyerek reddeder… O zamana kadar hiç bir diyaloga girmedikleri arkadaşıma dönerek: ‘yaa hocam bu çayı aldık ama arkadaş içmeyecek… bari sen iç de israf olmasın’ derler..
İlk basta reddetse de ısrarlara dayanamayıp çayı alır ve içmeye baslar..
Bu arada 3′lu, ne kadar yan yana olsalar da arkadaşımdan bağımsız olarak koyu bir sohbete dalmıştır.. çayın sonlarına doğru baş dönmesi hissetmeye başlar, tabii o an anlar başına bir bela aldığını.. üçü ise sohbetlerine bununla ilgilenmeden hala devam etmektedirler. .
Baş dönmesi ve halsizlikle olduğu yerde durmaktadır. . Bir an kendine gelip bunlardan uzaklaşması gerektiğini düşünerek ayağa kalkar ve biraz ilerdeki otobüs durağına zorda olsa varır..
Fakat 3′lu de bununla birlikte harekete geçmiş ve durağa gelmiştir…
Otobüse binip koltuğa oturduğunda üçü de otobüse binip bunu rahatça görebilecekleri bir yere oturur..
Fakat bu arada artik neredeyse bilincini kaybetmek üzeredir.. Büyük bir gayretle cep telefonunu çıkarıp (teknolojinin gözünü seveyim) arkadaşını arar, başına böyle bir iş geldiğini, o an otobüste olduğunu,falanca durakta ineceğini söyler..
Durağa geldiğinde iner ve arkadaşının kucağına bayılır. . Arkadaşı ise bununla beraber inen 3′lüden şüphelenir. o an orda devriyede bulunan polise durumu bildirir Birlikte hemen bir taksiye binip hastaneye giderler..
Acilde doktorlar imdada yetişir ve arkadaşının yanına gelerek:
Arkadaşın intihar mı etti?’ diye sorar. Neden böyle bir şey sorduğunu sorar doktora. Doktor; ‘ aşırı dozda ilaç almış. Gecikseydiniz kurtaramayabilirdik ‘ diye cevap verir..
İşin daha ilginci ve can âlici noktasıysa bunların yakalanamaması bu 3′lünün ORGAN MAFYASI çetelerinden olduğu anlaşılır
Yani hala ortalıklarda geziniyorlar.
İzmit depreminde ölülere musallat olan organ mafyaları, işi daha da ileri götürerek canlı insanların peşine düşmektedir… Bu yasanmış bir olay..
Herkesin çoluğu çocuğu ve yakınları var, özellikle İstanbul’ Ankara’ İzmir’ dikkat etsin…
Savaş, ekonomi, Kıbrıs derken hayatin detayları çok korkunç olabiliyor. Sağlıklı ve kazasız belasız günler dilerim..
TANIMADIGINIZYABANCI KISILERDEN NE KADAR KALABALIK BIR ORTAMDA
DAHI OLSANIZ KESINLIKLE YIYECEK, ICECEK V.S. KABUL ETMEYIN. ..
ARTIK INSANLAR ÖLÜ -CANLI INSAN HAYVAN DEMEDEN ACIMASIZCA KATLEDİP PARAYA ÇEVİRMEYE BAKIYORLAR.. .
BU MAİLİ TÜM SEVDIKLERINIZE, TANIDIKLARINIZA ILETIN. MAIL OKUYACAK DURUMDA OLMAYANLARA VE AILELERINIZE SOZLU OLARAK ANLATIN…
LUTFEN ÇOK DIKKATLI OLUN…
alıntıdır…


Bu gün saat 14 00 sıralarında ormanda iş kazası meydana geldi makdada çalışan hidayet kayalık ağaç yıkarken iki ağac yanyana olduğu için birini yıkarken sağlam ağaçta kendiliğinden yıkılır düşüncesiyle kestiği ağaç kasıklarına geldi mahalle muhtarı yüksel verimoğlu da o sırada ormanda olduğundan arabasıyla ormandan getirdi hidayet kayalığın kardeşi inayete haber verdi ambulans çağırıldı ve çaycuma devlet hastanesine kaldırıldı yapılan muayene sırasında önemli bi şey olmadığından taburcu edildi.
BU GÜN KENDİSİNİ ZİYARET ETTİK GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİZİ İLETTİK FOTOĞRAFLARDANDA ANLAŞILACAĞI ÜZERE EVİ ZİYARETÇİ AKININA UĞRARAMAKTA ,HACIMUSA BÖYLE BİR YER HİDAYET KAYALIĞI YALNIZ BIRAKMIYORLAR ,KİM OLURSA OLSUN TOPLUM İNSANI OLDUKTAN SONRA HERKESE SAHİP ÇIKILMAKTA .TÜM VATANDAŞLARIMIZDAN ALLAH RAZI OLSUN BİRLİK BERABERLİK KONUSUNDA ÖRNEK GÖSTERİLECEK İNSANLAR
sakın paniğe kapılmayın önemli bir şeyi yok…
Nüfusu 2 binin altında bazı beldelerin kapanmasını öngeren kanunun ardından kapanmayı bekleyen Zonguldak’ın Gökçebey ilçesine bağlı Hacımusa Beldesi’nde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.
Hacımusa Belediye Başkanı Veysel Özsaraç, beldelerinin nüfusunun 2 binin altında olması nedeniyle kapanacak belediyeler arasında bulunması nedeniyle çalışma ve hizmetlere hız verdiklerini kaydetti. Belde olarak alınan hizmetlerin köye dönüşüm tamamlanınca azalabileceğini anlatan Özsaraç, “Belde olarak son dönemimizi yaşıyoruz ama çalışmaların hızını kesmedik. Aksine daha da arttırdık. Beldemizi köyden şehre dönüştük. Yol su ve alt yapı sorunlarını tamamen çözüme kavuşturduk. Nüfusumuz2 binin altında olduğu için kapanacak belediyeler arasında bulunuyoruz. Bu yerel seçimlerle belediyemizin kapanacak olması, halkı da bizi de endişelendiriyor. Ama biz yine de elimizdeki tüm imkanları seferber ederek, tüm çalışmalarımızı tamamlamaya çalışıyoruz” dedi.
Bir dönem başkanlık yaptığını ve gerçekleştirdikleri icraatları anlatan Özsaraç, “Seçimi kazanınca ilk iş olarak, eski camiyi yıkıp yerine beldemize yakışacak bir cami yaptırdık. İhtiyacımız olan düğün salonunu inşa ederek, vatandaşı sokaktan kurtardık. Her mahalleye çocuk parkları kurduk. Beldemizin her tarafındaki patika yollarına parke taşı döşemeye başladık. 4 senede 70 bin metrekare parkeyi kendimiz üretip, vatandaşın da yardımıyla döşemeyi başardık. Pazar yerinden geçen dereye kutu kanalı yapıp, üstünü kapattık. Geniş bir Pazar alanı kazandık. Bin metreyi aşkın yere istinat duvarı çektik. Böylece toprak kaymalarını engelledik. Alt yapıyı bitirdik. Bölgemizi köyden şehre dönüştürdük. Çalışmalarımızda hep malzeme belediyeden işçilik halkımızdan oldu. İşçi masrafı olarak halkımızın da desteğini saymazsak, beldemize 1 Milyon YTL’lik yatırımı kazandırdık “diye konuştu.
Belediye kapanırsa muhtar olarak aday olmayacağını ifade eden Özsaraç, farklı sıfatlarla siyasete devam edebileceğini de kaydetti.











































Son Yorumlar